Patronların Cumhurbaşkanı
Yazan: anadolusanat 27 Mayıs, 2007
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ertesi günü Bastille taraflarındaki bir arkadaşın bürosuna uğradım. Saat 16.30 falan . Birdendbire sokaktan “Sarko Sarko: Le peuple aura ta peu!”(Sarko Sarko : Halk hakkından gelecek) sloganı duymaya başladık.Hemen balkona çıktık. İki yüz kadar ortaokul ve liseli öğrencilerin yolun sol yakasından Nation(Ulus) Meydanı’na doğru yürüyor: Kızlı, erkekli topluluk neşeli ve sağ yakadan akan otomobillere kibarca lütfen dikkat diyor. Kimisinin ellerinde tebeşirle yazılmış ” Anti-Sarko kalxxone! (Sarko’ya karşı olanlar klakson çalınız)
Kimi sürücü klakson çalıyor nitekim. topluluğun önünde ve arkasında iki sivil polis: Yasal izin alınmadan yapıldığı herhalinden belli gösterinin kazasız belasız sürmesi için yürüyorlar. Bir yandan yakalarına yapışık telsizden istihbarata devam ederek. Bu tür gösteri ve yürüyüşler 6 Mayıs 2007′de Nicolas Sarkozy’nin %53 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçilmesinden beri aralıksız sürüyorlar. Zaman zaman polisle çatışmalarada yol açan gösteriler , yürüyüşler , oturma eylermeleri Sarkozy’ye ve programına karşı tepkilerin görünen bölümü. Evet %53 oy oranıyla seçildi ama bu aynı zamanda geri kalan yüzde 47′lik seçmenin O’ndan ve yapmak istediklerinden memnun olmadığı anlamınada geliyor. Hele Segolone Royal’ e oy verenlerin oranının kimi yerde %50′yi hatta %60′ı geçtiğide bilinince. Örneğin Paris’in kimi ilçelerinde bu oran %64 Nantes gibi Batı’nın önemli kentlerinde %56 Rennesde %62… Evet Sarkozy coğrafi açıdan Fransa’nın doğu ve kuzeydoğusunda önde gelirken ülkenin batısı ve güney batısı Segolone’i tercih etti. Yani Sarkozy ülkenin bütün bölgelerinde çoğunluğu elde edemedi. Sarkozy neredeyse seçmenlerin yarısını yakını tarafından beğenilmiyor. Ve Paris ,Marsilya ,Lyon gibi 3 büyük kentte ve bunların banliyölerinde gençlerin bir bölümü hoşnutsuzluklarını otomobil yakarak , polisle çatışarak sergiliyorlar. Bu tür eylemleri Anarşistlerin ve kimi ihtilalci gruplerın düzenlediği söyleniyor ,yazılıyor. Oysa sosyalist parti ihtilalci örgütlerden LCR’nin (Devrimci Komunist Birlik) yöneticileri gençleri sakin olmaya çağırdı. Ama gençler , yüz, yüzelli , ikiyüz kişilik kümeler halinde gösterilerini değişik mekanlarda yürütüyorlar. Polisle çatışıyorlar ve bilhassa Sarkozy ve takımına karşı kızgınlıklarını dile getiriyorlar.
Tökezledi Sarko Hemen!
Gençlerin Sarkozy ve takımına nefret nedenlerinden biri onların” yalancı olması” İşe bakın ki yılların deneyimli siyasetçisi Sarkozy bizzat kendi kalesine bir gol attı. Fransızcada buna ” faux bas” denir. Evet Sarkozy kendi kendine çelme taktı. Bakın nasıl cumhurbaşkanı seçildiği gece Paris’in en lüx otellerinden birinde kaldı. Evi yokmuşcasına… Ve sonra özel bir uçakla Paristen ayrıldı. Malta açıklarında Akdeniz’de bir yatta bir kaç gün kafa dinlendirmek için. İşin aslı hemen ortaya çıktı: Efendim Sarkozy’inin otel giderlerini ödeyen , özel uçağı, özel yatı onun emrine veren ve bütün giderlerini karşılayan kişi Fransa’nın en önemli sanayicilerinden ve bir kolu radyo alanında , biri televizyonda bir diğeride basında olan Vincent Bollore. Bunu hem adı geçen doğruladı hem de kendisinin helikopterle ve her türlü yöntemle izleyen basın mensuplarına sabah koşusu sıralarında , Malta tepelerinde bizzat Sarkozy açıkladı. Daha vahimi şu: 8 Mayıs bilindiği gibi ikinci savaşın bitiş tarihi. Ve her yıl Fransa da özel törenlerle kutlanır. Ve Sarkozy bu törenlere şimdiye kadar içişleri bakanı olarak hep katıldı ama bu yıl katılmadı. Sarkozy nerede? törende değil.. denizde. Bu son derece garip bir durum. Ve söylentilere göre Chirac acele biiçimde telefon edip yerini 17 Mayıs 2007 de alacak adamın tatilini kısa kesip hemen Paris’e dönmesini söylemiş rica etmiş ve Sarkozy çarşamba gecesi dönmek zorunda kalmış. Bütün bunlar ayrıntı. Asıl önemli olan şudur. Seçim kampanyası sırasında zaman zaman emekçilerin ve yoksulların da koruyucusu olduğunu söyleyen , zaman zaman pek sıkılmadan Fransa’daki sosyalizmin tarihi liderlerinden Jean Jaures’e bile atıflarda bulunan Sarkozy aslında PATRONLARIN DOSTU OLDUĞUNUN ortaya çıkmasıdır. Hemde böyel özel uçaklı , lüx yatlı tantanalı bir tatil kısa kesilse bile , vesilesiyle Fransa bu tür şeylere alışkın değildir. Anımsatmama izin veriniz. Fransa’da krallık değil cumhuriyet rejiminin yürürlüktedir. Ve bu tür “people” haberler daha çok prenseslerin , prenslerin kimi kral ve kraliçelerin rağbet ettikleri gösterişli reklamdır. Şimdi Fransa gibi daha 1793′te Kralını Paris’in en merkezi meydanında giyotinde öldüren bir ülkeye Sarkozy ve ailesinin yaptığı şok etkisi yapmazmı? Yapar elbette bunun derecesini 10 ve 17 Haziran’da yapılacak milletvekili seçimlerinde ölçmek olanağı bulucağımızı sanıyorum. Bu olgu Sarkozy’inin en yakın dostlarının patronlar olduğununda ispatıdır. Yani Bouygues gibi (İnşaat işkolunun devi,TF1 in ve kimi basın organının sahibi), Lagardere(Havacılık işkolu , iletişim , basın , televizyon ) Dassault (silah ve savaş uçak yapımı ,medya vb) Pinault (lüks malzeme, giysi , parfüm işkollarında birinci) Bollore gibi Fransa’nın en zengin en etkili işadamlarının dostudur Sarkozy. Sarkozy yanlıları O’na hak vermek için” Bu doğal diyorlar , patronların daha çok işçi çalıştırması , yeni iş alanları açması için Sarkozy onlarla dosttur.” Buna inanmak için çocuk olmak lazım. Yani Sarkozy bu patronlarla daha çok işçi çalıştırmaları için ikna turlarında. Şimdilik bu dostluğun kime yaradığını gördük. Seçim kampanyası sırasında adı geçen patronların televizyonları(TF-1’i en başta saymalı) gazeteleri(Le figaro , Matin Plus , Le tribune.. hepsini sayamayacağım kusura bakmayınız) Sarkozy’yi nasıl desteklediler ama gözü kapalı. Daha vahimi aylardır, ne ayları , yıllardır Fransa’da siyaset sahnesinde bize bir tek yıldızı parlattılar, Sarkozy yıldızını. Ve şimdi mutlu olmalılar çünkü “adamları” cumhurbaşkanı seçildi.
Ancak bu tür siyasetçilerin “düşmanı” /”kurdu” bizzat kendileridir. Sarkozy’nin görmemiş gibi lüks yat tatilinin siyasi faturası ağır olacak. Öte yandan özel hayatıyla siyasi faaliyetlerini fena halde karıştıran Sarkozy eşinin , üvey kızlarından birinin veya oğullarından birinin yapacaklarıyla derinden etkilenmeye aday. Bütün uzmanlar , Sarkozy’nin özünde , temelinde , dibinde çabuk kırılgan olduğunda birleşiyorlar. Evet çabuk kırılgan ve zayıf. Nitekim bu niteliklerini örtmek için bunca otoriter , bunca sert bir hava takınıyormuş. En yakın çalışma arkadaşlarına ağza alınmayacak küfürler ettiği biliniyor. 14 Nisan 2007 tarihli Marianne dergisi” Le vrai Sarkozy” (Gerçek Sarkozy) başlıklı kapak dosyasında “insultes” (küfürler) alt başlıklı özel bir bölüm sundu okuyucularına. En basit küfürü “ encule” (bunları çeviremem terbiyem elvermiyor, meraklılar bir sözlüğe baksınlar lütfen) veya iki sevmediği insandan mı sözedecek şunu diyebiliyor,” ile couchent ensemble” Birlikte yatıyorlar demek. Segelone işin içinde olunca meselenin rengi değişiyor elbette. Kadınlara karşı son derece saygısız. Kamuoyu önünde kadınlara saygılı davransa bile , örneğin kendi partilerinden ve bugünkü savunma bakanı bayan bir ara cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıklayınca Sarkozy’nin çıkardığı küfür şudur”salope”. Veya birilerine kızdığında söylediği cümle “ Je vais tous les niquer” (Niquer baiser’inin argo karşılığıdır ve genellikle Sarkozy’nin o kadar sert eleştirdiği varoş çocuklarının kullandığı bir sözcüktür.)
Evet bu tür bir adam Fransa cumhurbaşkanı seçildi. Bütün kötü yönlerini en iyi biçimde saklamasını bilerek. Ama bu yatta tatil ve son gelişmeler maskelerin düşmekte olduğunun da göstergesidir. Bakalım maskenin arkasındaki gerçek yüzü herkes görebilecek mi?
Uyanın Çok Geç Olmadan
Seçim kampanyası sırasında sol partilerin son derece ilginç gösteri ve toplantıları oldu. Afişlemeler aralıksız sürdürüldü. Yırtılan , üstü ters sloganlarla örtülen afişler günübirlik değiştirildi. Değişik yöntemlerle Sarkozy tehlikesine dikkat çekenler de oldu. Bunlardan birini aktarmak istiyorum.
“ Kitlesel mitingler, toplantılar, gösteriler korkutuyor” saptamasından yola çıkan yirmi-otuz kadar genç “ uanın çok geç olmadan hareketini başlattılar. Şöyle bu çocuklar , bu kadınlı erkekli gençler , sabahın köründe örneğin 06’da Paris’te bir noktada buluşuyorlar. Kimi saksofonla , kimi düdükleriyle , kimi davulla, kimi borazanla ve kimi de bir elinde kocaman bir kaşık/kepçe öbüründe bir tencere , bir tür “kendiliğinden oluşan konser” veriyorlar. Bir tür canli tantana. Bazen iyi bir hava tutturdukları da olmuyor değil. Eğlenceli bir biçimde “ Sarkozy tehlikesini teşhir etmeye” çabaladılar. Metro çıkışlarında durup bir “parça” çalıyorlar örneğin. Sonra yürüyorlar, yollarda kimi zaman kaldırımda, bulvarda , caddede , kimi zaman küçük bir meydanda “kurtlarını dökuyorlar” . Ve genellikle iletmek istedikleri mesaj şu “Fransa’nın Berlusland olmasına karşı ve demokrasi için mücadele” etmek. Örneğin bir gün Jean Jaures’in 31 temmuz 1914’te oturduğu yerde arkadan açılan bir ateşle katledildiği cafe önünde başladılar tantanaya/gösteriye ve oradan Republicue (Cumhuriyet) Meydanı’na kadar yürüdüler. Jaures’i seçmeleri şundan, Sarkozy , birazönce vurguladığım gibi “solu bile temsil ettiğini” emekçilerin ve yoksulların bile koruyucusu olduğunu iddia ve ıspat için bir konuşmasında Jaures’e atıfta bulununca, gençler Sarkozy’nin bu konuda ne kadar sahtekar olduğunu gözler önüne sermek istediler.
Bu tür eylemlerle gençler siyasi partilerin yanında ama onlardan bağımsız kendilerin özgü “ ANTİ-SARKO CEPHESİ” yarattılar. Bir çok gösteri ve yürüyüşte ve bilhassa bu yıl epey kalabalık geçen 1Mayıs gösterilerinde Anti-Sarko takımları son derece canlıydılar. Canlı ve uyanık. Uyuyanları da uyandırmak için. Nitekim bir çoğu geçtikleri yerlerde bir Sarko afişi görünce küçük bir ek yapıyorlardı. Sarkozy’ye küçük bir bıyık takmak! Hitler bıyığı. Ve bir cümlecik, Uyanın çok geç olmadan. Sarkozy seçildiğine göre çok mu geç kalındı? Hayır! Çünkü yarınlardan ümit kesilmez. Bir gençler uyanık. İki ,Ve Fransada seçim kazanan, iktidarı alan her istediğini yapamaz.
Evet gençler uyanık ve Sarkozy’yi unutmadılar. 2005’te Paris ve çevresindeki banliyölerdeki başkaldırının sonuçları oy sandıklarına yansıdı. Sarkozy’nin en az Segolone’in en çok oy aldığı mekanlar Paris’in kuzeyindeki Seine-Saint-Benis vilayeti ve iki çocuğun öldüğü bizim Muhittin’in canını kurtardığı Clichy-Sous-Bois oldu. Evet çocuklarımızın ve gençlerimizin hafızası yerinde. (Bu olayların tarihi geçmişiyle incelenmesi konusunda Paris: Gösteri-kent isimli kitabımı anımsatmak isterim izninizle: Peri yayınları, İstanbul 2006) Sarkozy’ye oy verenlerin Fransa’nın korkakları oldukları da ortaya çıktı. Seçmenler arasında yaş arttıkça Sarkozy’ye oy verenlerin oranı da artıyor. Öte yandan O’na en çok oy verilen mekanlar ise daha önce Le Pen ve partisinin en çok oy topladığı mekanlar. Bu da Sarkozy’nin Le Pen’in izinden yürüdüğünün başka bir göstergesi. Le Pen son kez adaydı. Le Pen’in birinci turdaki oy oranı 2002’dekine göre epey azaldı. Bu Le Pen’e elveda demek üzere olduğunun ispatıdır. Ama O’nun yerini kim alacak? Kızı mı? Sağ kolu mu? Yoksa sol kolu mu? Afedersiniz Le Pen’in sol kolu yokmuş iki sağ kolu varmış !! O’nun oylarını şimdiden alan Sarkozy’nin fikirlerini de uygulamaya kalkarsa dananın kuyruğu kopabilir. Fransa’da önümüzdeki aylar sıcak çok sıcak geçmeye adaylar. 9 Mayıs 2007 öğleden sonra Sorbonne ve Tolbiac’ta öğrenciler BOYKOT VE İŞGAL çağrısı yaptılar.
Sarkozy ve ABD
Sarkozy’nin seçilmesini ABD gazeteleri “ ABD yanlısı aday kazandı” diye duyurdular. Seçilir seçilmez tebrik edenlerin başında ABD başkanı Bush vardı. Şu biçimde” sizinle bir an önce çalışmak umuduyla” Şimdi bu ne anlama geliyor. SArkozy yakınları arasında Pierre Lelouche gibi, fena halde ABD yanlıları bulunuyor. Sarkozy bizzat kendisi de ABD yanlısı ve Chirac’ı “Irak’ta ABD ile birlikte davranmadığı” için eleştirdi. Chirac’ın ve Fransa’daki Gaulle’cilerin genel olarak Arap devletlerinden yana olduklarını biliyoruz. Chirac örneğin Lübnan’ın en zengin ailelsi Hariri ailesiyle çok iyi ilişkilere sahip. (Bir kısa öykü. Chirac ve ailesi Elysee Sarayı’nı terk edince, Saray’ın neredeyse tam karşısında ve Seine’in öbür yakasındaki geniş bir apartmana taşınacak. Bu apartman Hariri ailesinin ve Chirac’a bir süre için ödünç veriyorlar. Bu aynı zamanda Paris’teki Arap sermayesinin çapını göstermesi bakımından da önemli) Oysa Sarkozy İsrail yanlısı. Nitekim seçilir seçilmez, İsrail’de medya O’nu “Fransa’da ilk kez İsrail yanlısı biri cumhurbaşkanı oldu” diye duyurdu. Sarkozy’nin seçilmesiyle arap devletleriyle ilişkilerde birden bire çok bğyğk bir değişiklik olacağını da sanmıyorum. Çünkü on yıllara dayanan ve ekonomik-ticari ilişki ağlarıyla pekiştirilmiş ilişkiler bir cumhurbaşkanı değişikliğiyle sarsılmazlar. Ancak Sarkozy’nin İsrail yanlısı ve ABD ile birlikte çalışmakta arzulu olduğunu bilmekte de yarar var. Sarkozy ABD’den “pays ami” (dost ülke) veya “etat ami” (dost devlet) diye söz ediyor. Oysa Segolone Royal “peuple emi” (dost halk) diyor. Aradaki fark bu kadar da değil. Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığına aday olmaya karar verince ilk ziyaret ettiği başkent ABD başkentiydi. Ve orada bir ortak fotoğraf çektirdiler. Görüntü garipti. Çünkü Sarkozy ile Bush aynı hizadaydılar ayakta. Nasıl olur? Sarko kendisinden 15-20 cm kısa; nasıl aynı boydaymışlar gibi foto çekiliyor? Kolay Sarkozy bir biriketin üstüne tünemiş. Foto öyle çekilmş. Bunun üzerine o günlerde , Segolone Royal şunu söyledi “Dış politikam Bush’un önünde diz çökmek olmayacaktır.”Anlayana!
AB DEYİP GEÇME
Nicolas SArkozy Fransa Cumhuriyeti(FC) cumhurbaşkanı seçildi. Ama Avrupa Birliği açısından bunun ne önemi olabilir? Çok açıkça söylemek gerekirse Hiç. Evet hiç. Çünkü üye devletlerden birinin devlet başkanı değişti diye şimdiye kadar AB bünyesinde küçük veya büyük bir değişiklik olmadı.İşte A’nin kısa tarihi bunun ispatıdır. İyi ama Sarkozy de FC tarihi yanında Ab tarihinde “izbırakmak” istiyor. İlle bu alanda da “tarih olmak” istiyor. Yani kişisel arzularını daha güzel deyişle egosunu bilemek niyetinde. Ve AB’nin yumuşak karnını bulduğunu da sanıyor. Veya danışmanları O;’na bunu önerdiler. Şöyle bir düşünelim: AB içinde kimi siyasi lider tarafından öteden beri “karakeçi” veya “taşlanacak domuz” olarka hangi devlet gösteriliyor? Türkiye Cumhuriyeti.
Fransa’da bu meseleyi kendisine seçim kozu, seçim sloganı ve seçim malzemesi yapan biri bile çıkıp MPF(Fransa İçin Harekat) isimli Katolik entegrist, aşırı sağcı , 1789 Fransa Devrimi’ne düşman bizzat kendisi de aristokrat ırkçı ve yabancı düşmanı Philippe de Villiers. Bu adam birinci turda %2,24 oranında ve 815 bin seçmenden oy topladı. Ve ikinci turda Sarkozy’i destekleme çağrısı yaptı. Evet SArkozy’nin bu oylara ihtiyacı vardı. Dahası aşırı sağ , ırkçı , yabancı ve Yahudi düşmanı LePen’e oy veren 3 milyon 825 bin seçmeni de kendi tarafına çekmek istiyordu. Bunun için de TC’nin AB’ye alınmaması sloganı çekim merkezi rolü oynadı. Evet inanamayacaksınız ama hayatlarında bir tane bile Türkiye’li görmemiş Fransızlar veya Alsalsılar bütün oylarını Sarkozy’ye verdiler. Alsas’ta kimi köyde Sarkozy %95 oranında oy topladı. Bu tür kolay sloganlar sayesinde.
Evet Sarkozy için TC’nin AB’ye alınmaması bir tür seçim malzemesi oldu. Oysa bizzat FC kendisi AB açısından bakılırsa “hors-jeu” AB Anayasası’na kırmızı kart çıkaran ve referandumda %53 oy oranıyla “istemüzük” diyenler bu Frenkler değilmiydi? Yani bu durumda bizzat FC kendisi AB içinde değil , kenarında ve oyuna girmek için bekliyor.